TÜRKİYE’DEN ALMANYA’YA, “YOLDA Bİ’ BLOG”

Yolda Bi’ Blog’un instagram hesabını ilk takip ettiğimde  işi gücü bırakıp, dünyayı gezen bir çift sanmıştım onları. Oysaki gerçek daha başkaymış. Asya ve Umut avukatlık ve mimarlık işlerini bırakarak yüksek lisans için  Almanya’ya gitmişler. Ve okul bitince de   orada kalmaya karar vermişler.

Yurtdışında yaşamak, ev kiralamak, iş bulmak,  gibi süreçlerinde  bilgi alacak bir yer   bulamadıkları için her şeyi kendi kendilerine halletmişler. Haliyle birçok deneyim sahibi olmuşlar.  Başkalarına da yol göstersin diye kendi yollarını ve  başlarına gelen her şeyi paylaşmak için Yolda Bi’ Blog’u kurmuşlar. Birde en çok sevdikleri gezme işini de eklemişler sayfalarına. Ve hem bilgi verici hem de eğlenceli, samimi bir blog çıkmış ortaya.

Asya ve Umut’la Türkiye’deki kurumsal hayatlarından Almanya’daki kurumsal hayatlarına uzanan güzel ve eğlenceli bir röportaj yaptık. Sizin de yurtdışında kariyer yapmak gibi bir planınız var ise, önce onlardan cesaret almak için yazıyı, sonra onların yollarına bakmak ve belki de kendi rotanızı oluşturmak  için http://www.yoldabiblog.com/ sayfalarını takip edebilirsiniz.

Öncelikle Türkiye’deki iş hayatlarınızdan biraz bahsedebilir misiniz?

Türkiye’de klasik anlamda ‘avukatlık’ ve ‘mimarlık’ yapıyorduk. Birimiz hukuk bürosunda, diğerimiz mimarlık ofisinde. Gece geç saatlere kadar çalışıp, emeğimizin karşılığını almıyorduk. Türkiye’de genç mimarların ve avukatların özeti gibiydik diyebiliriz aslında..

İşi gücü bırakıp Almanya’ya yüksek lisans yapmak için gitmeye nasıl karar verdiniz? 

Birimiz hukukçu, birimiz mimar. İstanbul’da sevdiğimiz işlerimiz ve birlikte zaman geçirmekten keyif aldığımız bir sosyal çevremiz vardı, fakat yüksek lisans da hep kafamızın bir ucundaydı. Bir gece oturduk ve ‘evet biz bu işe girişiyoruz’ dedik. Kısa bir süre sonra yüksek lisans için   başvuru yapmaya başladık. Hollanda, Almanya ve İrlanda’da, aynı şehirlerde başvurduğumuz okullar kabul etti. Bu üç seçenek arasından açıkçası ülke değil de okula göre karar verdik. Frankfurt’ta ikimizin de yüksek lisans yaptığı okullar kendi alanında başarılı okullardı. Bu kararla birlikte Almanya serüveni başlamış oldu. 2 sene sonra yüksek lisansı bitirip döneriz diye düşünmüştük ama biraz daha yaşayıp çalışmaya karar verdik. Şu an Münih’te çalışıyoruz.

Yüksek lisans bitince Almanya’da kalmaya nasıl karar verdiniz? Neydi sizi bu kararı vermeye iten güç?

 Yüksek lisans bitince her şey kendiliğinden gelişti. Bir 6 ay daha kalalım staj yapalım dedik önce, sonra staj yetmeyince iş bulup 1 yıl daha kalalım dedik, şimdi de ilk 1 yılımız bitti ve 2 yıl daha kalalım diyoruz… Galiba ortada bir ‘kalma’ kararı bile olmadı, her şey süreç içinde kendiliğinden gelişti. Tabii bir de Türkiye’nin şu anki durumuyla ilgili rahatsızlıklarımız var. Şimdilik dönmek istemeyişimizin temel sebebi bu.

Yolda bi’ Blog sitenizde bununla ilgili güzel yazılarınız var, Minik Bir Mola okuyucularından yurtdışında çalışmak yaşamak isteyenler için tavsiyeleriniz neler olur?

Tavsiyelerimiz daha çok yaşam alanında mutlu olmayanlar ve bir arayışta olanlar için olabilir. Biraz kararlılık, biraz inatçılık ve bol araştırmayla insanın yaşam alanını değiştirmesi ve bir başka yere adapte olması çok kolay. Yeni yerinizde mutlaka sizin gibi insanlar olacaktır, kimse yalnız kalmıyor en nihayetinde:) Başka bir ülkeye taşınmak için de çok para yahut çok tecrübe şart değil, yukarıda saydığımız üç şey yeterli olacaktır. Almanya’ya iş başvurusu yapacaklara en güzel tavsiyemiz ise iş arama süresince pes etmemeleri olur. Bazen 1 ay, 5 ay, 1 yıl sürebiliyor burada iş bulmak, fakat tünelin sonunda ışık var 🙂

Aynı zamanda bol bol geziyorsunuz ve bu konuda bir bloğunuz var, bu süreç nasıl gelişti?  

Yüksek lisans için Frankfurt’a taşındığımızda önümüzde bize yardımcı olabilecek pek kimse yoktu. Her şeyi kendi kendimize hallettik, o arada yol yordam bilmediğimiz için bazı işlerimiz sarpa sardı, bazıları kolayca halloldu. Bu dönemde hep ‘acaba biz mi anlatsak’ diye düşünüyorduk. Sonuçta anlatacak bol bol malzememiz ve hatamız vardı. Bir yandan gezilerimizi de yazmak istiyorduk. Frankfurt’ta ikinci yılımızda bloğumuzu açtık ve geriye dönük yazmaya başladık, artık blog günümüze yetişti, zamanımız oldukça yazıyoruz.

IMG_20180701_155220_164

Avrupa’da çalışma şartları Türkiye’deki çalışma şartlarına oranla gezmeye daha çok olanak sağlıyor mu? 

Tabii ki. 28 iş günü yıllık iznimiz var. Buna resmi tatilleri de ekleyince yaklaşık 42 – 44 iş günü tatilimiz oluyor yılda. Biz de galiba tek bir günü bile boşa harcamıyoruz 🙂 Bazen yıllık izinlerimizden kullanmak istemezsek hafta sonu yakın yerlere kaçıyoruz. Bir de Asya işi gereği düzenli olarak seyahat ediyor. İş gezisi bittikten sonra gittiği yerde istediği kadar kalabiliyor.  Bundan sonraki birkaç gezimizi Asya’nın iş için gideceği iş seyahatlerin sonuna ekledik, böylece en azından onun uçak biletleri için aile bütçemizden para harcamamış olacağız. 🙂 Almanya’da tatil çok doğal bir hak, örneğin ilk 1 yıl tatile çıkılmaz gibi bir kural da yok. Öyle olunca herkes çok gezebiliyor.

Hayatınızı değiştirdiniz, yaşadığınız şehirler, işleriniz birçok şey değişti.. Değişimden önceki Asya ve Umut’un şimdiki Asya ve Umut’tan ne farkları var?

Öncelikle yabancı bir ülkede iki kişi olmayı öğrendik. Buraya taşınmadan önce İstanbul’da çok sosyal bir hayatımız, bol bol arkadaşımız vardı. Taşındıktan sonra haliyle iki kişi kaldık. Bazen tartıştığımızda, birbirimizi yine birbirimize anlattığımız oldu çünkü etrafımızda anlatacak pek başka kimse yoktu  Sonra zaman geçtikçe hem eskisi kadar sosyal yaşamamaya alıştık, hem de yeni arkadaşlarımız oldu. Sonraki ve en büyük değişimimiz ise sadeleşmek oldu. Hem içten hem de dıştan sadeleştik. Az önce de söylediğimiz gibi Münih’te çok sade bir hayatımız var, burada ‘sade hayat’, ‘eksik hayat’ sayılmıyor diyebiliriz rahatlıkla. Münih’e taşındıktan sonra gereksiz bütün eşyalarımızdan kurtulduk ve sahip olduğumuz tüm eşyalar şuan toplamda 4 büyük boy valize sığabiliyor. İçten de sadeleştik. Bol bol doğada yürüyüşler yapmaya, dağlarda zaman geçirmeye, ekran karşısında daha az zaman geçirip daha çok kitap okumaya ve kendimize daha çok zaman ayırmaya başladık. Bu bize iyi geldi. İç huzur çok başka bir şeymiş.  Tabii bu söylediklerimizden  kulağa Münih ‘wonderland’ gibi bir yermiş izlenimi çıkmasın, tabii ki bu şehrin de sorunlu tarafları var ama burada bahsettiğimiz ‘bize iyi gelen’ yanları.

Hayatını değiştirmeyi, başka ülkelerde başka hayatlar yaşamayı isteyen birçok kişi var… Ama bunu yapmaktan ve bi adım atmaktan da çok korkuyorlar. Onlara tavsiyeniz olur mu? 

Konfor alanı çok güzel, ama konforsuzluk da ayrı güzel. 🙂 Kimi insanın yurtdışı tecrübesi çok pozitif, kimisininki de tatsız bitiyor. Önemli olan bazı tecrübeleri zamanında yaşayabilmek. Yukarı da dediğimiz gibi, aslında korkulacak bir şey yok, tünelin sonunda ışık var:) Herkese sevgiler.. 🙂

Bu güzel ve enerjik çifte ulaşmak için mutlaka yurtdışına yönelik bir kariyer planınızın olmasına da gerek yok. Gezdikleri yerleri takip edebilir, gezi planlarınızı ona göre yapabilirsiniz. Onları takip edebileceğiniz blog ve sosyal medya hesapları ekte:)

http://www.yoldabiblog.com/

https://www.instagram.com/yoldabiblog/

https://www.facebook.com/yoldabiblog/

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s