KÜÇÜK DE OLSA ADIM ATTIĞINDA GERİSİ GELİR

Hayalleri bırakmamak, onlara sıkı sıkı sarılmak gerek. Hele bir de içine içine işlemişse, sen onu her görmezden geldiğinde, o her köşeden çıkıp ben buradayım diye hatırlatıyorsa kendini sana. Çünkü belki de mutluluğun anahtarı, tam da orada. Evet zorluklar olacak, evet bazen düşeceksin, gözyaşları olacak. Ama inan hiçbiri her gün milyonlarca kez değiştirmek isteyip, ancak elinden gelen hiçbir şeyin olmadığına kendini ikna ederek,  kendine ettiğin eziyetten daha fazla acıtmayacak canını. Ve sen bilsen de bilmesen de sen karar verdiğinde, bahaneler üretmeyi durdurup adım atmaya başladığında, hayalin de sana doğru koşar adımlarla gelmeye başlayacak.

Ve buna güzel bir örnek, Feyza Köse. Çocukluğundan beri en büyük hayali, bilgisayar mühendisi olmakken, sınavlar, puanlar derken, kendini Hemşirelik Bölümü’nde bulmuş. 9 yıllık yoğun bakım hemşireliği ardından, artık hayallerini dinlemeye karar vererek, tekrar üniversite sınavlarına hazırlanmış. Ve tam da tahmin edildiği üzere şimdi o kendi işinin sahibi bir bilgisayar mühendisi…

Gelin Feyza’nın size ilham olmasına izin verin. İçinizdeki ses yalnız olmadığının farkına varırsa belki bu yazıyla birlikte cesaretini toplayıp hayallerine doğru yol almaya karar verir kim bilir.

Çocukluk hayaliniz neydi, büyünce ne olmak istiyordunuz?

Çocukluk hayalim bilgisayar mühendisliğiydi. Stephen King’in eseri olan “Bahçıvan” filmi sayesinde, bilgisayar mühendisliğine çocukluk yıllarımdan beri çok merak sarmıştım. Lisedeyken, babam da  bilgisayar öğretmeni olduğu için onun kitaplarıyla, kod nasıl yazılır onlara bakardım. Tabii  evde bilgisayar yok, ben de kağıt üzerine yazardım , bayağı merakım vardı.  Ama tabii ki bizim sınav sistemimiz sağ olsun beni hemşireliğe doğru gönderdi. İlk olarak Diş Protez Bölümü’nü kazandım, ancak o bölüm hiç hiçbir şekilde hayalimde yoktu. Bir sonraki sene tekrar denedim,  puanım da kırılınca ufak bir farkla mühendisliği kaçırıp Hemşirelik bölümüne girdim.

Okul bitince de hemşirelik kariyerinize başladınız. Peki o nasıl devam etti?

Okul bitince hemşireliğe başladım. 9 sene kadar yoğun bakım hemşireliği yaptım. Ama tabii içimde sürekli bir  bilgisayar mühendisliği hayali vardı. Bu süre içerisinde programlamayı öğrenmek adına Dokuz  Eylül Üniversitesi’nde  Fizik Bölümü’ne gittim. Hem hemşirelik hem de  okulu birlikte yürüttüm. Programlama dersini aldım ve baktım fazlasına ihtiyacım yok, böylece okulu bırakmaya karar verdim.

İçinizde hep bir Bigisayar Mühendisi olma isteği? Peki nasıl gerçekleştirdiniz bu hayalinizi?

Çalışırken, baktım hemşirelikle gitmiyor, içimde hala  bilgisayar mühendisi olma isteği var. Bir yolunu buldum bir şekilde ve  ailem,  biz de destek olalım dedi. Bu  aslında hemşireliği sevmiyor, başka bir şey arıyor gibi algılandı ama bu, bilgisayarı daha çok sevmemle alakalı bir durumdu. Sınavlara girdim, İzmir Üniversitesi’ni kazandım. Hem hemşirelik, hem okul, bir süre birlikte devam etti.  Akşamları nöbet tutuyordum, gündüzleri okula gidiyordum. Çok yorucu oldu sonrasında, o yüzden işimden istifa edip, okula devam etmeye karar verdim.

Hayallerinize kavuştuktan sonra Bilgisayar Mühendisi olarak iş hayatına nasıl atıldınız?

Okurken birkaç yere stajyer olarak girdim. Hatta bir tanesinde stajdan sonra kaldım, çalışmaya devam ettim.  Bu süreçte birçok şirkete girip inceleme imkanı buldum. Neler yapıyorlar, nasıl çalışıyorlar diye. Hayalimde hep kendi işimi yapmak vardı. Yalnızca tam olarak ne yapmak istediğimi bilmiyordum. Bu  anlamda da çalıştığım yerlerin bana katkısı oldu. Bir  staja gittiğim  yerde yaptığımız yazılımlar sadece eğitim üzerineydi. Sadece tek bir konu üzerinde olmak beni biraz sıktı. Bir başka  staj yaptığım yerde ise gelen programa göre, yazılımlar yapıyorduk. Mesela  İnsan Kaynakları ile ilgili bir proje geliyor,  ona göre araştırma yapıyorsun. Daha sonra parekende sektörüne yönelik bir iş geldiğinde o sektörü araştırıyosun, onu analiz etmek zorundasın, o istenilen programı yazabilmek yazabilmek için. Ve bu bana çok cazip geldi. Evet ben bu şekilde bir şirket kuracağım ve farklı farklı alanlarda program yazacağım, özel yazılımlar yapacağım dedim. Böylece yolum çizilmiş oldu.

Ve böylece kendi şirketinizi mi kurdunuz?

Okul daha bitmeden ben şirketimi açmıştım aslında. Tabii bu kısım da çok kolay gitmedi. Sektörü iyi bilmiyorsun, devlet memurluğundan, bir nevi esnaflığa geçiyorsun. Bunun sıkıntıları çok oldu. Devam ettirmeyip, başkasının yanında çalışmaya geçtim. Ama şirketi hiç kapatmadım. Sonrasında tekrar kendi işime döndüm. Şu an da yeni yeni işim oturmaya başladı.

BEN HAYATIMI BU İŞİ YAPARAK GEÇİRMEK İSTİYORUM…

10  yıllık meslek hayatının ardından, böyle bir karar verdiniz. Acaba yapabilir miyim gibi bir korkunuz, endişeniz  olmadı mı?

Biraz tedirginlik yarattı, ama çok istediğim bir şeydi. Kendime güvenim fazlaydı. O yüzden koşa koşa atladım ailemin de destek oluruz sözleri üzerine. Daha birinci sınıfta, bilgisayarın başına oturup kodları gördüğümde, işte dedim, olmam gereken yerdeyim.

Sevmediği işi yapan Feyza ile sevdiği işi yapan Feyza arsında ne fark var?

Öncelikle çok fark var. Kesinlikle çalışıyormuş gibi hissetmiyorum kendimi. Uzun saatler çalıştığımda enerjimin bitmesi gerekirken, hiç yorgunluk hissetmiyorum. Hatta sevdiğim işi yaptığım için kendimi çok daha iyi hissediyorum. Birde işin ucundaki kazançtan çok hayatını nasıl geçirmek istediğinle alakalı, bir şey bu. Ve evet ben hayatımı bu işi yaparak geçirmek isityorum.

İş değiştirmek isteyip, değiştiremeyenlere ne demek isterdiniz?

Korktukça, hayatın değişmesi mümkün değil. Aslında hiçbir şey yapmadıklarında daha çok kaybediyorlar. Genelde iş değiştirmek  isteyip, harekete geçemeyen kişilerde, başaramayacağım korkusu, endişesi oluyor ama, bu adımı atmadıkları sürece zaten kaybediyorlar. Şu an da yaptığı bir işi sevdiği bir işle değiştirmek istiyorsa kişiler, hiç düşünmesinler. Tabii bunu yapabilmek için  ne istediğini bilmek de çok önemli. Ben çocukluğumdan beri yapmak istediğim şeyi biliyordum. Bir de şöyle bir şey var, ne istediğimizi bilmeden evrenin bize onu vermesi mümkün değil. Ama sen şunu istiyorum diye, emin adımlarla yürüdüğün zaman, zaten o kapılar bir şekilde açılıyor sana. Meslek seçiminde o işi sevmek bizde hep en son sırada yer alır. Kriterlere bakarken, kaç para kazanılır, puanı yeterli mi, bu işin toplumsal algısı nasıl, bunlar daha üst seviyede. En son sırada acaba bu işi sevecek miyim geliyor, genelde bu yüzden de çalışırken mutsuz olan insanlar çıkıyor ve sonra böyle değiştiriyorlar. Küçük de olsa adımı attığın zaman gerisi geliyor.

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.