BENİM İÇİN RİSK CESARET EDEMEDİM, İÇİMDE KALDI DEMEKTİ

Bilgehan Kıyak, henüz yolun başındayken işini değiştirenlerden. Başlangıçta aklında yokken, sınavdan yüksek puan alınca, hukuk okumaya karar vermiş. İyi ki de vermişim, sonrasında  bölümümü de mesleğimi de çok sevdim diyor. Ancak özel sektör şartlarını pek sevmemiş.  Bu durum onu yeni arayışlara sokmuş. Ve böylece karşısına pilates ve yoga çıkmış…

Biz de Bilgehan ile, özel sektörde yaşadıklarını, pilates eğitmenlik eğitimiyle pilatesi hayatına alışını  ve sevdiği mesleğini geride bırakarak, kendisine çizdiği yeni yolu konuştuk. Bunlardan bahsederken,  işinden ayrılmaya karar veren kişilerin gördüğü toplum baskısına ve kendi içlerinde yaşadıkları sorunlara da değindik…

Bu arada Bilgehan’ın Nişantaşı’nda açtığı  stüdyosu harika, gerçekten insanı rahatlatan ve huzurlu hissetmesine yardımcı olan bir atmosferi var, zaten yazının devamında tasarımının nasıl oluştuğunu, benim bu şekilde hissetmemin aslında bir tesadüf olmadığını da okuyacaksınız…  Bir de şu aralar pilates, yoga dersleri arayışınız varsa, bir de sıkı durun, pole dansa (direk dansı) başlamak gibi bir düşünceniz varsa, ister şu linkten bir bakın http://www.pureflowstudios , isterseniz de arayıp, bir kahveye uğrayın…

En başından başlayalım,  avukat olmaya nasıl karar verdin?

Ben okul hayatım boyunca hep başarılı bir öğrenci oldum. Lisede çok fazla sayısal sevmediğim için, bölüm olarak eşit ağırlık seçmiştim. Ancak açıkçası ne yapmak istediğimi tam olarak bilmiyordum. İktisat,ekonomi falan okurum diye düşünüyordum. Eşit ağırlıkta yüksek bir puan alınca, genelde hukuk okuyorsunuz, benim de puanım yüksek geldi hukuk okumaya karar verdim. Açıkçası annem ve babam da hukuk okumamı çok istiyorlardı. Bir de üniversiteyi İzmir’de okumayı çok istiyordum. Ancak puanım yüksek gelince, İstanbul’daki üniversitelerden birini seçmek daha uygun geldi. Bu şekilde İstanbul Üniversitesi Hukuk Bölümü’ne başladım. Okurken de bölümümü bayağı sevdim.

ÖZEL SEKTÖRDE ÇOK ÇALIŞMAK ÖDÜLLENDİRİLMİYOR

Kurumsal hayata nasıl başladın?

İlk önce staj yaptım. Stajım biraz daha butik bir bürodaydı. Sonrasında kurumsal hayatı da bir göreyim dedim. 3 yıl kadar gördüm ve bu düzenden çıkmaya karar verdim…

Mesleğini de sevmişken nasıl oldu da bırakma noktasına geldin?

Benim mesleğimle ilgili herhangi bir problemim yoktu aslında. İşimi de severek yapıyordum. Benim Türkiye’deki özel sektör şartlarıyla ilgili problemlerim vardı.Özellikle özel sektördeki hiyerarşi problemleri, herkeste bir ünvan sevdası olması durumu. Tüm bunlar beni boğdu. Bir de kendi hayatımı kendi isteklerim doğrultusunda yaşıyor gibi hissetmiyordum. Sürekli benim yerime başkaları karar veriyor gibiydi. Sabah geç kaldığımda kırk kişiye açıklama yapmak zorundayken, onlar benden mesaiye kalmamı istediklerinde hiçbir açıklama yapmıyorlardı. Bir planın var mıydı, bu akşam bir şey yapacak mıydın, böldük, engel olduk ama, demiyorlardı.. Sabah işe biraz geç gittiğinizde, tüm gözler üzerinizde.. Neredesin, saat kaç oldu, mail attım cevap vermedin gibi suçlamalar… Bunlar beni yıldırdı açıkçası. Beni yıldıran diğer şey de, Türkiye’de ne kadar çalışırsanız çalışın, çalışmak değil de başka şeyler ödüllendiriliyor.  Üstelerinizle arkadaş ne kadar arkadaş olduğunuz,   bulunduğunuz konum dolayısıyla ne kadar hissetmediğiniz şekilde davranabildiğiniz gibi şeyler.  Ancak çalışmak hiç ödüllendirilmiyor. Çok çalışıyorsanız, işinizi çok iyi yapıyorsanız, aksine bu size ekstra iş yükü olarak geliyor. Sizin gibi çalışmayanlara, enerji sarf etmeyenlere bakıyorsunuz, maaş olarak maddi anlamda aynı şekilde ödüllendirildiğinizi görüyorsunuz. Onların çalışmadıkları yanlarına kar kalıyor gibi bir durum oluşuyor.

Mesleğini bu kadar severken, kendi avukatlık büronu  kuramaz mıydın?

Kendim avukatlık yapabilirdim evet, ancak benim avukatlıkta yapmak istediğim işler daha çok büyük şirketlerin sözleşme işleri, raporlama işleri gibi işlerdi. Bugün kendim sektörde var olmak isteseydim ve bir hukuk bürosu açsaydım, hiçbir büyük şirket gelip de bana biz şunu planlıyoruz, sen de gelip bizim şu işimize bakar mısın demezdi. Meslekte ciddi anlamda ilerleme kaydetmem gerekiyordu. Ben okurken de adliye işleriyle ilgilenmek istemediğimin farkındaydım, o yüzden okuduğum sırada hemen hemen tüm yazlarımı dil eğitimi için yurt dışında geçirdim. O sayede kurumsal hayatta yaptığım işleri yapabilir hale geldim. Ama dediğim gibi yaptığım ve yapmak istediğim işler büyük şirketlerin büyük işleriydi onu da tek başına yapabilmeniz uzun zaman alıyor. O zamanı da göze alamadım açıkçası…

BU HAYATTA KENDİME ÖDÜLÜM BU OLSUN DEDİM

Özel sektörden hoşlanmadın ve bir karar vermen gerekti, bu kadar okumuşken karar vermek zor olmadı mı?

İçimde sürekli ben bu mesleği ömrümün sonuna kadar yapmayacağım düşüncesiyle, yaptığım işe kanalize olamıyordum. Genel olarak ben enerjiye çok inanıyorum. Ve o şekilde etrafımdakilerin de enerjilerini düşürdüğümü düşünüyordum. Mesela stajyerler geliyordu, ben bu şekilde sürekli olarak söylenince, onların da bu mesleğe dair umutlarını söndürüyormuşum gibi hissediyordum. Yapmayı sevmediğiniz bir işi yapınca, bir tek kendinize değil, başkalarına da zarar vermiş oluyorsunuz. Önümde iki yol vardı, ya bırakacaktım ve yapmak istediğim şeyi bulacaktım, ya da bırakmayacaktım, ama artık bırakma düşüncesini bırakıp işime kanalize olacaktım. Yaşımın genç olması da bu kararı almama yardım etti aslında. Benim yaşımda olup hala daha iş hayatına atılmamış insanlar var. En azından bir rirsk alırım, olmazsa da geri dönerim dedim. Belli bir para kaybettim derim geçer, gider. Hayatta da kendime ödülüm bu olsun dedim aslında…

Bu kararları verdikten sonra süreç senin için nasıl gelişti? İstifanı verdin ve ne yapacağına mı karar verdin yoksa çalışırken neler yapabilirim diye mi baktın?

Çalıştığım sırada, pilates eğitmenlik eğitimine başladım. Aldığım eğitim ayrıntılı bir eğitimdi ve yorucuydu. Eğitim boyunca, özel ders verme ve gözlem yapma zorunluluğumuz vardı. Hafta sonları asıl eğitimi alırken, diğer günlerde de yoğun olarak çalıştık. Bu dönemde zorunlu olduğum için 30 kez özel ders verdim ve aynı zamanda 30 kez, eğitmenlerin verdiği özel dersleri gözlemledim.  İşle birlikte devam ettiğim için, çok yoruldum ama aynı zamanda çok severek yaptım. Bu eğitimden başlayınca, alabileceğim diğer eğitimleri de araştırdım ve aldım.

Tam olarak ne zaman ve nasıl istifa ettin?

Pilates eğitimim aralık ayında sona erdi. Ben de geçtiğimiz ocak ayında işimden ayrıldım. İstifa öncesinde küçük de bir olay yaşadım. Ama ayrılmamın onunla hiçbir ilgisi yoktu. Aklımdaki için bir gerekçe bulmuştum yalnızca. Ayrıldıktan sonrası için planlarımı çoktan yapmıştım.

BİR KARAR VERDİĞİMDE ÜZERİNDE ÇOK FAZLA DÜŞÜNMEM

Neydi aklındaki planlar, nasıl gerçekleştirdin?

Neredeyse bütün arkadaşlarım özel sektörde çalıştığı için , pilatese başlamak için çok hevesliydiler. Eğitmenlik döneminde üzerinde çalıştığım, benim böyle bir ödevim var sana ders versem olur mu dediğim arkadaşlarım vardı, onlardan devam etmek isteyenler oldu… Ancak  evim uzak olduğu için, birlikte eğitmenlik eğitimi aldığım arkadaşlarımdan biriyle Osmanbey’de ev tuttuk. Ve böylece özel ders vermeye başladık. Buradayken de kendi eğitimlerime devam ettim. Yoga eğitmenliğiyle birlikte almak istediğim birkaç eğitim vardı, onlara gittim.

 Arkadaşların dışındaki kişilerin orayı bulması zor olmadı mı?

Birisine ders verdiğinizde, ondaki değişimleri etraftakiler görüyor ve soruyor, böylece onlar da  gelmek istiyordu. Yani aslında kadınların, standart olayı bu bence. Bir yere gittiklerinde, yanlarında bir şekilde bir topluluğu da sürüklüyorlar aslında. Arkadaşları geliyor, sonra arkadaşalrının arkadaşaları, teyzesi, ablası ,eniştesi derken , öyle bir popülasyonum oluştu. Fiyatlar daha uygundu, öyle olunca, kısa sürede daha fazla öğrenci toplayabildim. Instagramda da uğraştım, videolar çektim, reklamlar verdim. Ama bir süre sonra dedim ki bu böyle olmayacak, zaten bu işi eninde sonunda yapacaksam stüdyo açmak zorundayım. Çünkü orada gizli saklı bir yerdeyken, ne çok reklam yapabiliyosunuz, ne de insanlar size güvenip, sokak arasındaki bir daireye gelebiliyor. Benim tüm herkese hitap edebilmem için, resmi bir kimliğe kavuşmam gerekiyordu. Böylece Pureflow Studios’u, yani kendi  stüdyomu açmaya karar verdim.

Kendi stüdyonu açmaya karar verdiğinde işler nasıl gelişti. Her şey olması gerektiği gibi gitti mi?

Pilates stüdyosu açabilmek için, Cimnastik Federasyonu’ndan almanız gereken bir eğitim var, öncelikle bu eğitimi aldım. Sonrasında kafamda bir yer oluşturdum ve o doğrultuda ilk baktığım yer şu anki stüdyom oldu. Tasarımıyla kendim uğraştım. İç mimar bir arkadaşımın da desteğiyle, kafamda planladığım her şeyi gerçekleştirdim. Bir de ben çabuk karar veririm, bir karar verdiğimde üzerine çok düşünmem. Yola çıkarım ve her şey o şekilde gelişir. Burası da öyle oldu ve karar verip yola çıktım. Temmuz 2018 tarihinde de stüdyomu açtım.

Ben buranın tasarımına bayıldım. İnsanı dinlendiren bir atmosferi var. Amacın tam olarak bu muydu?

Buranın tasarımını planlarken, kendim özel sektörde çalışırken gittiğim yerlerden yola çıktım.  İnsanların kendini izole hissedebileceği, biraz daha huzur bulabileceği bir yer yaratmak istedim. İnsanlar bütün gün kargaşanın, karmaşanın içinde çalışıp, buralara geliyorlar. Özellikle bekleme odası , onların bir nebze rahat nefes alabilecekleri bir yer olsun istedim. Burayı tasarlarken, insanlar para ödesin gelsin, dersten sonra gitsinler gözüyle bakmadım. İnsanlar gelsin burada yaşasın, kahvesini içsin, çayını içsin, burası yaşanan bir yer olsun istedim.  Stüdyoya gelenlerin, ya üff bugün de spor var diye değil de, oley oraya gidiyorum, bir gider kahve içerim  rahatlarım, kafasında buraya gelmelerini ve  burada gerçekten  iyi vakit geçirmelerini istiyorum.

Her şey yolunda gitti stüdyoyu istediğin gibi kurdun, sonrası nasıl oldu? İnsanlar hemen benimseyip, gelmeye başladı mı?

Şuna inanıyorum ben, bir şey için ne kadar ekersen o kadar biçiyorsun. Benim için şu çok önemli, ben elimden geleni yaptım ama olmadı, ya da elimden geleni yaptığım için oldu diyebilmek. Burayı açtığımda, öyle hemen herkes gelmedi. Burada boş oturdum, bir süre. Bir de yaz olunca insanlar spor yapmak istemiyor. İlk zamanlar benim için daha çok, eski öğrencilerime, yenilerini ekleme çabasıyla geçti. Reklamlar broşürler gibi kendimi tanıtmakla meşgul oldum.  Derken Eylül’den beri meyvelerini alıyorum çok şükür. Bir yer açtığınızda açtım, bitti gibi olmuyor.. Uzun bir süre o masraflar devam ediyor. Bana kalan parayla stüdyo için yeni bir şeyler yapmak istiyorum, sürekli…

Pureflow Studios’da şu sıralar ne eğitimleri veriyorsunuz ?

Stüdyoda şu an, mat pilates, aletli pilates dersleri var. Bununla birlikte yin yoga, hatha yoga, ying yang yoga ve vinyasa yoga dersleri ve  access ve reiki gibi şifa seansları veriyoruz. Ayrıca geçtiğimiz haftalarda benim çok istediğim pole dans (direk dansı) derslerini de ekledik. Aslına bakarsanız pole dansı ben pilatesin devamı gibi düşünüyorum. Pilatesle vücudunu güçlendirmiş kişilere pole dansı da hayatlarına dahil etmelerini tavsiye ediyordum. Gerçekten vücut gücü isteyen bir şey. Kadınların ilgisini çekecek kadar da estetik… O yüzden buraya da bu dersleri eklemek istedim.  

BENİM İÇİN RİSK CESARET EDEMEDİM İÇİMDE KALDI DEMEKTİ, BEN RİSKSİZ OLANI SEÇTİM

Aslında şu an baktığımızda süreç senin için güzel başlamış ve öyle gidiyor, gibi gözüküyor. Peki hiç korktuğun ve endişe duyduğun zamanlar oldu mu?

Beni en çok korkutan şu oldu, ben garantici bir insanımdır, benim kafamda hep bir risk savaşı vardı. Hangisi daha riskli, hangisi daha risksiz, hangisi daha alınabilir risk , hangisi daha alınamaz risk, hep böyle hesap kitap yaparım.  Denedim, baktım senaryosu benim için daha risksiz olandı, cesaret edemedim, içimde kaldı demek benim için daha riskliydi. O yüzden bu topa girmeyi tercih ettim.

Eşin nasıl destek oldu sana bu süreçte?

Biz eşimle geçtiğimiz temmuz ayında evlendik. Ve tüm bu süreçte bana çok destek oldu. Özellikle de burayı açarken. 6 yıldır birlikteyiz, bu anlamda beni çok iyi tanıyor.  Benim kolay kolay böyle bir şey kalkışmayacağımı bildiği için, kalkışıyorsa yapacaktır diye düşündü. Zaten diğer tarafta da işlerin yürüdüğünü görünce, o da bana destek verdi ve vermeye de devam ediyor.

BİZİM ÜLKEMİZDE İNSANLARIN BU KARARLARI VEREMEMESİNDE TOPLUM BASKISININ PAYI BÜYÜK 

Eş konusunda şanslıymışsın peki çevrendeki diğer insnalardan nasıl tepkiler aldın?

Ben işi bırakıyorum dediğimde, öncelikle  kimse inanmadı. Başka bir kuruma geçtiğimi zannedenler oldu. Mesleği bırakıyor olmama inanamadılar. Bir de böyle bir karar verdiğinizde etrafınızda bu yaptığınızın çok saçma olduğuna sizi ikna etmeye çalışan bir kitle oluşuyor. Bu kitlenin bir kısmı, kendi cesaret edemediği için bir başkasının bu işe cesaret etmiş olmasından dolayı rahatsız olan kişiler, diğer bir kısmı da endişeleri yüzünden sizin hayatınıza karışma hakkı bulan kişiler. Yaptığınızın şımarıklık olduğunu düşünüyorlar ve sürekli size bunu empoze etmeye çalışıyorlar. Bence bizim ülkemizde insanların böyle kararlar alamamasının en büyük nedeni bu maruz kaldığımız, toplum baskısı. Bu kişiler siz başarısız olduğunuzda, düştüğünüzde evet işte ben demiştim bu saçmaydı diyecek kişiler. Düşünüyor ki o yaptı olmadı, ben de yapsam olmayacaktı. Onlar bizim gibiler üzerinden kendilerini  meşrulaştırmaya çalışıyor. Bunun bir değişik örneği de aileler, onlar da o kadar çok garantici yaşamaya alıştırılmışlar ki, o kadar çok yokluk görmüşler ki bizim de bunları yaşamamızı istemedikleri için gereğinden fazla korumacı oluyorlar. Ve diyorsunuz ki tamam batarsam bittim. Böyle şeylerle yüzleşmek zorunda kalıyorsunuz. Zaten sizin de kendi korkularınız var, bunlar da sizin korkularınızı arttırdıkça arttırıyor. Bununla savaşmak çok zor. Siz olduğunuz yerden zıt yöne doğru gitmeye karar veriyorsunuz, yeni bir şeye adım atıyorsunuz, etrafınızdakiler size destek verse, çok daha motive yürüyeceksiniz halbuki… Belki de olmayacak bir şey, olacak. Ama bu tutumlarla karşılaştığınızda, yaşadığınız ilk olumsuzlukta, haklılar, galiba saçmaladım ben demeye başlıyorsunuz. Eski işimde aslında o kadar mutsuz değildim diye düşünmeye dönüyor bu, aradan zaman geçince orada ne kadar mutsuz olduğunuzu unutmaya başlıyorsunuz. Bunlar da aslında zihnin size oynadığı oyunlar…

Peki genel anlamda iş değiştirme konusuna sen nasıl bakıyorsun? Bu ülkede iş değiştirmek gerçekten zor mu?

Bizim jenrasyonumuzda bu farkındalık daha fazla diye düşünüyorum ben. Bu farkındalığın  bir nedeni kendi annelerimiz ve babalarımız. Onlarda   o kadar çok görmüşiz ki istediklerini yapamamanın sonuçlarını. Yapamadıkları birçok şey içlerinde kalmış ve onların içinde kalmış bu durum bizde de başka travmalara yol açmış. Onlar yapamadıklarını bizim yapmamaızı istemişler, okuyamadıklarını bizim okumamızı istemişler  ve ben aslında çocuğuma da bunu yapmak istemedim. Bir de ileri yaş gruplarının aksine benim tüm dönem arkadaşlarım benim bunu yaptığımı görünce, bir şekilde öğrenince bana  harika bir karar vermişsin diye döndüler. Daha bir tane kendi yaşıtım olup da, bana neden okudun ki o zaman , ne yapacaksın ki şımarıklık bu yaptığın diyen çıkmadı.

İşini değiştirdikten sonra, hayatında neler oldu, neler değişti?

Nefes almaya başladığımı hissettim. İşi bıraktım ve gerçekten bir oh dedim. Sabah kalkıyorum ve kahvaltımı yapıyorum, kimse aramıyor, o iş neydi, bu iş neydi diye soran yok. Ben burada çok aktif ders veriyorum. Üstelik her gün ben açıyorum ve ben kapatıyorum. Tüm gün buradayım pazarlaması, faturaları, aklınıza gelebilecek her şey ile ben uğraşıyorum.  Aslında hala çok yoğun çalışıyorum ama yoğun çalışmak istediğim için öyle çalışıyorum. Kendim karar verdiğim için yoğun çalışabiliyorum. Mesela bu akşam planım var ve bir işi yarın yapacağımın kararını ben verebiliyorum. Kimse benden o akşamımı çalamıyor.

EVRENE O ENERJİYİ BIRAKTIĞINDA İSTEDİĞİN ŞEY BİR ŞEKİLDE SANA DÖNÜYOR

Dışarıda yaptığı işten son derece mutsuz olarak  işlerini yapmaya devam edenler var, bu  kişiler için bir önerin olur mu?

Benim gördüğüm özel sektörde çalışan çoğu arkadaşlarım mutsuz. Ama  ben şuna inanıyorum bir yerde sürekli mutsuz olduğunu kabul ederek bir şeyleri değiştiremezsin . Evet ben mutsuzum ve bunun için bir şeyler yapmak zorundayım bilincine gelmesi gerekiyor herkesin.  Mutsuz olmak bir son olarak düşünülüyor, aslında bir başlangıç.  Bunu kabul edip, bunu başlangıç olarak almaları gerekiyor. Tabii ki de herkesin maddi durumu el vermeyebilir, ama ben şuna inanıyorum, kişinin yapacağı hiçbir şey olamaması bence doğru değil. Herkesin kendisi için yapacağı mutlaka bir şey vardır. Ben de çok uğraştım. Ben de evde oturdum instagramdan bir iki video çektim de, insanlar bana akın etmedi. Benim için çok çok zor olan adımları attım. Burası duyulsun diye  benim için araması zor olan insanları aradım. Gerçekten çabalayınca evren sana bir şekilde bunun karşılığını veriyor. Ama oturduğu yerden onun da şansı yaver gitti demek çok kolay. Ben şuna inanıyorum insan bir yerde kendi şansını kendi yaratıyor. Evrene o enerjiyi bıraktığında, istediğin şey her ne ise yarın ya da diğer ay bir şekilde sana dönüyor.

Mutsuz olmanın yanı sıra bir de ne istediğini bilmeyen kişiler var, sence kişi ne istediğini nasıl bulabilir var mı bildiğin  bir yolu?

Ne istediğini bulmak şu yüzden zor,  insanlar çok fazla ne istediğine bakmayı bilmiyor. Bugün tuvalete bile telefonla gidiyoruz. Yani o kadar kendimizin farkında değiliz ki, ne istediğini geçiyorum, belki sırtında bir ağrı var onu bile fark etmiyor insanlar. İlk olarak insanlar kendilerini dinlemeli. Ben kendime soruyordum sürekli. Çünkü sözcüklerin gücüne inanıyorum. Sözcükler, bir şekilde beyni o yöne doğru itebiliyor. Beyin buna yönlendiğinde ne istediğini her şeyde bulmaya çalışıyor. Gittiğiniz bir yerde, içtiğiniz suda, reklamda, izlediğiniz dizide.. Siz görmek isterseniz, daha kolay oluyor. Ama ben bununla uğraşamam ki, çok uzun zaman ister, para ister vs. derken, zihnin engellerine takılıyor insan. Ve ne istediğini bulamıyor.  O yüzden kendilerine sorsunlar önce ve cevabı beklesinler.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.